25 Ocak 2011 Salı

2011'İN OJE MODASI- RENGARENK TIRNAKLAR

  Geçen seneye kadar hayatımda french tarzı ve kırmızı oje dışında başka bir renk oje kullanmışlığım yoktu .Bu konudaki tutuculuğumu  2010'un bahar sezonundan başlayarak tüm kadınları etkisi altına alan Chanel 505 oje  ile  yıktım.Modayı yakından takip eden çoğu kadının tırnağındaki bu renk bana "kadınlar herşeyi önce kendileri ,sonra diğer kadınlar ,en son ise erkekler için yapar "felsefesini hatırlatmıştır hep:) 2,5 yaşındaki oğlumun bile çamura benzettiği bu renk ojeyi erkeklerin çok ta çekici bulduğunu zannetmiyorum:)Herneyse, bu  boz bulanık rengi uzun süre beğenmeyip kullanmayı reddetmeme rağmen sonunda her kıyafetle uyum sağlayan bu ojeye bende alıştım derkeen çamur sezonu çoktan kapandı bile:)
 
  Peki 2011 yılında hangi ojeler  moda derseniz... Öncelikle bu sene  edinilmesi gereken en revaçtaki oje METALİK  renkdeki Chanel Black Pearl 513!
 Ardından metalik inci rengindeki Chanel Pearl Drop 511 ve metalik şeftali tonlarındaki Chanel Peche Nacree 515 ilk üçü oluşturuyor.Bunların yanında bebek mavisi,ten rengi,leylak rengi ve pırıl pırıl simli ojeler de çok moda.Eminim yakında tüm bu ojelerin de her kişiye ve keseye hitap eden diğer uygun markalarda nerdeyse birebir renkleri çıkar ya da çıkmıştır bile.Eh yılın ilk güzellik havadisini verdik,devamı da gelecek.Sevgiler...



31 Aralık 2010 Cuma

MUTLU YILLAR!!!



2011 no'lu hesabınıza 365 gün daha yatırılmıştır,sağlık ve mutlulukla harcayın!!!Dilerim 2011 yılı hepimize sağlık ,mutluluk,huzur ve nice güzel günler getirsin!Herkese tüm iyi dileklerimi ve sevgilerimi gönderiyorum...


28 Aralık 2010 Salı

KIRMIZI DUDAKLAR

  Sarışın olduğum dönemlerde kendime kırmızı ruju hiç yakıştırmadığım için bu konuya hiç ilgim dolayısıyla da  hiç bilgim olmamıştı.Ta ki koyu renk saçlarım olana kadar...Sarı saçın iddiası ile kırmızı dudakların iddiası birleşerek bir bayanı kimi zaman avam bir görüntüye  sokabilirken buna karşın koyu renk saçların değişik renkteki iddialı rujları  orantıladığını düşünenlerdenim.Sözün özü böylelikle hem kendim hem de sizler için piyasadaki en iyi kırmızı rujları araştırdım.Tabii "en iyi" kavramı subjektif olduğu için kendi "en iyimi "açıklayayım.Turuncuya ,bordoya,pembeye çalmayan, kıpkırmızı ,sedefsiz ve mat bir kırmızı renk ruj arıyorsanız işte cevabı...
   Benim kullandığım ve çok memnun kaldığım ruj  Mac Russian Red(fiyatı 36 tl) Bunun yanısıra Estee Lauder'in Classic Red'i de çok başarılı.Eğer parlak bir görünüm istiyorsanız bunların glossları da mevcut.
 Kırmızı ruj sürmenin Püf noktalarına gelince; öncelikle hataları direkt olarak belli ettiği için mutlaka aynı tondaki dudak kalemi ile çerçeveyi belirlemenizi,ardından da fırça ile taşırmadan sürmenizi öneririm.Ayrıca göz makyajını hafifletip sadece maskara ile kullanmanızın size daha taze,genç ve asil bir hava vereceğini unutmayın!Herkese mutlu ,sağlıklı ve hayallerinin gerçek olacağı bir yeni yıl diliyorum,hepinize sevgiler...!

22 Aralık 2010 Çarşamba

YENİ YİNE YENİDEN PARFÜM TAVSİYESİ


  Bundan bir kaç yazı önce size yine parfümlerle ilgili tavsiyelerde bulunmuştum.Sanırım aceleci davranmışım.Şu anda kesin emin olarak diyorum ki-"Eğer Balenciaga Paris isimli parfümünüz yoksa hiç parfümünüz olmamıştır!"Bu kadar net...Size daha önce de söylediğim gibi ,beni yıllarca kendine bağlayabilecek bir parfümle yıllardır karşılaşmamıştım,ta ki adı geçen parfümle tanışana kadar!Söylenen o ki "exclusive" bir ürünmüş dolayısıyla çok az noktada satışı yapılıyormuş.Örneğin, Harvey Nichols mağazalarında bulabilirsiniz.En büyük boyu 75ml, fiyatı ise 288 tl.
  Ülkemizde özellikle çantalarıyla tanınan Balenciaga markası 12 yıl aradan sonra şubat 2010'da yeni parfümünü piyasaya sürmüş!Belki de sizin bu parfümden haberiniz vardır çünkü neredeyse 1 yıldır piyasadaymış ama gelin görün ki ben yeni keşfediyorum,ayıp bana:)Menekeşe notasının baskın olduğu parfümde ayrıca paçuli ve sedir ağacı kokuları varmış...Mış mış ta mış mış..Benden tavsiye etmesi,deneyin görün.Sevgiler...

8 Aralık 2010 Çarşamba

ÇOCUKLARA EĞLENCELİ YEMEK TARİFLERİ

  

    Tüm anneler bilir ,çocuk büyütürken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta onun sağlıklı ve doğru beslenmesidir.Bu konuda hassas olan annelerin de en büyük kabusu çocuklarının iştahsız olması ve yemek ayırtetmesidir.Hangi anne hayal etmez ki çocuğu brokoliyi bayıla bayıla yesin,kereviz yemeğinin bırakın ilk tabağını 2.tabağını istesin:)Hepimizin çocuğunun yemeği sevdiği ve kesinlikle ağzına sürmeyeceği yiyecekler vardır,ancak benim tamamen şahsi düşüncem bunu büyümeye bağlı bir tercih olarak algılayıp,"aaa benim çocuğum bamya kesinlikle yemez,bana çekmiş":)gibi cümlelerin KURULMAMASI yönünde.Bence  onlara her yemeği sevdirebiliriz ama öncelikle herşeyi beynine kaydeden çocuğun yanında biz yemek ayırtetmemeliyiz.İkinci olarak sevmediği yiyeceleri eğlenceli hale getirerek yavaş yavaş alıştırabilir ve belki de hayat boyu bir yemeğe karşı sürecek olan önyargılarını yıkabiliriz.Nasıl mı?
 
    Bana hediye gelen bir kitabı paylaşmak istiyorum sizlerle.Adı "YİYORUM BÜYÜYORUM" ,yazarı M.Zümrüt Özkan Anjuere.İçinde özellikle 2-3 yaş arası çocuklara yemeği sevdirecek eğlenceli ve bir o kadar da   pratik çorba,balık,sebze,makarna,tatlı vb. tarifler var.Yemek ve tatlıları birlikte hazırlayarak hem çocuğunuzla kaliteli ve keyifli zaman geçirebilir,hem de afiyetle yiyebilirsiniz.Bildiğiniz gibi ben blogumda her zaman aldığım,denediğim,memnun kaldığım ürünleri ve araştırıp tecrübe ettiğim konuları sizlere tavsiye ediyorum.Umarım bu tavsiyemden de siz ve çocuklarınız memnun kalırsınız ve sevgiyle hazırladığınız tüm yemekleri çocuklarınız iştahla lüpletiverir:))Hepinize sevgiler...

25 Kasım 2010 Perşembe

VAHŞİ HIRKALAR

  Her sonbahar-kış sezonunda mutlaka bir leopar fırtınası eser.Kimi sezon ayakkabılar,çantalarda,kimi sezon paltolarda esen bu leopar fırtınasından bu kış kaşmir hırkalar nasibini almış.Gözlemlediğim kadarıyla hırka boyları da uzamış.Bu arada gerek gri-siyah-füme gerekse kahve tonlarındaki leopar baskılı hırkaları kullanırken dikkat etmeniz gereken en önemli şey asla ve asla üzerinizde başka bir desene izin vermemeniz!Şu anda en revaçta olanı Jennifer Lopez'in üzerindeki Dolce Gabbana imzalı hırka.Çeşitli kalite ve fiyat aralığında  bulabileceğiniz bu tarz hırkalar hemen hemen her mağazada mevcut.Ben kendi hırkamı Mudo'dan aldım.Çok ta memnunum.Gelin resimlere bir göz atalım....




Solda gördüğünüz benim hırkam.Resime aldanmayın üstte çok şık duruyor.Bir çok mağazadan leopar desenli hırka modellerine baktım.Hem kalitesi hem baskısı itibariyle en çok bunu beğendim.Mudo'lardan bulabilirsiniz,tavsiye ederim.Sevgiler...

7 Kasım 2010 Pazar

ELLERİNİZİ PARAFİNLE ŞIMARTIN!



   Malum,kış kapıda.Yazın sıcağı ve nemiyle doğal olarak şimdiye kadar yumuşacık olan ellerimiz de artık savunmasız durumda.Eğer onlara özellikle kış aylarında yeterli özeni göstermezsek Norveç'li balıkçıların elleri kadar bile yumuşak olmayacaklardır:)Kurumuş,sertleşmiş hatta çatlamış ellerle karşılaşmadan önce gelin onları bakıma alalım...
 Doğal olarak  saatlerinizi güzellik salonlarında geçirmek istemiyorsunuz veya  yine bu bakımlar için tonlarca para harcamak ta...Çok haklısınız,o halde bana kulak verin!
  Bir kaç sene önce  parafinin kutu halinde satıldığını görür görmez almıştım.Uzun süredir de kullanıyorum.Şimdi de internetten son derece uygun fiyatlara yine uzun süreli kullanabilieceğiniz parafinlerin satışının yapıldığını gördüm.Sözün özü, rahatlıkla edinebilirsiniz...Edinmek dert değil de sorun üşenmemekte:)Toplamda yarım saatinizi ayırarak gerçekten bebeklerin elleri kadar pürzsüz ellere sahip olacaksınız ,bence değer !
   Nasıl kullanacaksınız?Öncelikle aldığınız parafini ısıya dayanıklı cam yuvarlak bir kabın içine koyup,-baine marie usulü dediğimiz- alta  yarısını kaplayacak kadar su dolu tencere ,üstüne de parafinli cam kabı oturtarak suyun ısısıyla parafini eriteceğiz.Eriyen parafin içine(sıcaklığı kontrol ederek)elimizi bileğe kadar batırıyoruz,sonrasında elimizi streç film ile sıkı sıkı sarıp,üzerine sıcak tutacak bir eldiven giyerek  veya havluya sararak  15-20 dakika kadar bekliyoruz.(Aynı işlemi ayaklarınız için de uygulayabilirsiniz)Ardından elimizden katılaşıp rahatça çıkabilen parafini atıyoruz,tekrar kullanılmayacaktır haberiniz olsun.

  İki haftada ya da ayda bir bu işlemi uygularsanız sonuçlara inanamayacaksınız.O Norveç'li balıkçılar bile kıskançlıktan çatlayacaktır:))Güzel pazarlar,sevgiler....